Siyasetin bir parçası olarak ölüm..
Bugün Türkiye, Türkan Saylan’ın ölüm haberiyle uyandı. Vakit gazetesi ölüm haberini verip altında “Türkan Saylan kimdir?” isimli ikinci bir haber daha yayımladı. Haberde Türkan Saylan’ın Atatürkçü, Türk düşmanı, Kürdistancı, dinsiz, Hristiyan olduğu söyleniyordu.
Bir insanın bunların hepsini aynı anda yapması mümkün değil tabii ki, ama Vakit’ten söz ediyorsak eğer her şey mümkün. Türkan Saylan’ın bir sözüne epey takılmışlar: “Çocuklarımız namaz kılacağına, bale yapsın.”
Böyle diyince faşist olunuyor bildiğiniz gibi. Türkan Saylan bunu devlet modernizasyonu olarak değil sivil toplum faaliyeti olarak yapıyor ama, olsun, faşizm. Üstelik “çocuklarımız bale yapmasın, namaz kılsın!” diyenler demokrat oluyorlar!
Tanım bu.
Aslında vakit’in bu haberini okuduktan sonra Saylan’ın önerisine ben de katılmaya başladım. Eğer bale yapmayıp namaz kılındığında ortaya vakit okur ve yazar takımı çıkıyorsa kesinlikle öyle yapılsın. Bu haberler bizim cenahın sürekli Kemalistleri eleştirdiği noktaların aslında dindarlarda da bulunduğunun bir göstergesi. Zaman ve Vakit isimli gazete parçalarının yaptığı haberler, “demokrasi, hoşgörü, liberalizm” gibi kavramların arkasına sakladığı gerçek zihnini ortaya koyuyordu. Irkçılık, öteki düşmanlığı, tahammülsüzlük, kendi kurallarının hegemonyasını kurma isteği.. Her şey, birebir.
Saylan’ın ölümüyle birlikte Türkiye’deki akıl bölünmesi bir kez daha ortaya çıkmış oldu.
Sadece Kemalizme karşı çıkmayı demokrat olmak sananlar, “Türkiye’nin önünde bir şeriat tehlikesi yok.” ifadesinden yola çıkıp “şeriat bir tehlike değildir ki.” noktasına gelenler, “AKP oy kazanırsa bu demokrasinin kazanımı demektir.” diyenler, ıkına ıkına cemaatleri sivil toplum örgütü görenler, söz konusu Atatürk eleştirisi olduğunda sonuna kadar özgürlükçü olup din eleştirildiğinde sonuna kadar “saygılı faşist” olanlar; yarın hiçbir şey yazamayacaklar.
Çünkü ortada ölüm var. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili bile hiçbir şey yazamamışlardı.
İçki konusunda takındığı özgürlükçü tavrı başka hiçbir konuda takınamayanlar, solcu geçinmesine rağmen şampanya sosyalisti kıvamından aşağı inemeyenler ise yarın çok şey yazacaklar.
Çünkü hayatını kaybeden kişi onların kendine yakın bulduğu bir isimdi.
Türkiye’de artık siyaset böyle yürüyor. Bir yanda üçüncü dünya liberalleri, diğer yanda üçüncü dünya sosyalistleri. Kimin yakını ölürse bir kaç günlüğüne herşeyin sahibi o oluyor. Onun tezleri anahaber bültenlerinde dönüyor. Onun sloganları gazetelere manşet atılıyor. Sadece ölen kişi değil, ölen kişiyle arasında bağlantı kurulabilen her şey hakkında yakınlarının fikirleri bir kaç günlüğüne herkesin fikriymiş gibi konuşuluyor.
Hrant Dink öldüğünde Türkiye’deki bütün kanal ve gazeteler özgürlükçü-solcu olmuştu. Bununla da kalınmamış; Ermeni Soykırımı ile ilgili en cesur söylemler o zaman ortaya atılmıştı.
Muhsin Yazıcıoğlu öldüğünde Türkiye’de bütün kanal ve gazeteler Alperen çizgisine kaymıştı. Bununla da kalınmamış sanki bütün memleket Türk-İslamcıymış gibi davranmaya başlamıştı.
Türkan Saylan’ın ölüm haberleri ve taziyeler eşliğinde Kemalizm ve Ergenekon-Davası karşıtlığı ile ilgili tezleri duyacağız. Bu tezlere şimdi karşı gelmek, ölüm üzerinden oluşturulan yas duygusuna da saygısızlık olarak görüleceğinden hepimiz şimdi Ergenekon davasının ne kadar yanlış, kötü niyetli ve anti-demokratik olduğunu öğreneceğiz.
Ne yazık ki artık ölümler de Türkiye siyasetinin bir parçası.
Cenazenin 19 Mayıs günü yapılacağı dikkate alınırsa, ortaya cenaze-miting karışımı bir şey çıkabilir.
Bir siyasi argüman olarak ölümü yeniden sahneye alıyoruz!
No Responses to “Siyasetin bir parçası olarak ölüm..”
Comment from osman
Time 19 Mayıs 2009 at 13:17
Benim midemi bulandiran Zaman gazetesinin Turkan Saylan’in en hasta fotografini kullanmasi. Merak edenler zaman denen gazetenin sayfasina girip bakabilirler. Bu nasil bir hosgorudur? Eger insan bale yapmayip da namaz kilmakla zaman taifesi ve yardakcilari gibi oluyorsa, varsin namaz kilmasin. Insan musluman, hiristiyan, mormon ya da seytan-tapar olsun, nasil bu kadar zavalli ve asagilik bir sey yapabilir?
Comment from hasanrua
Time 19 Mayıs 2009 at 13:25
Dünyanın heryerinde ve her zaman iğrenç insanlar ve görüşler olur da, hiçbir zaman ve hiçbir yerde bu insanlar demokrat olarak görülmezler. Bizdeki sorun bu.
Bugün Türkiye, Türkan Saylan’ın ölüm haberiyle uyandı. Vakit gazetesi ölüm haberini verip altında “Türkan Saylan kimdir?” isimli ikinci bir haber daha yayımladı. Haberde Türkan Saylan’ın Atatürkçü, Türk düşmanı, Kürdistancı, dinsiz, Hristiyan olduğu söyleniyordu.
Comment from Barış
Time 19 Mayıs 2009 at 00:10
Okuduğunuz adamların çoğunun (liberal faşist olanlarını kastediyorum) öğretilerinden uzaklaşmaya başladığınız anlaşılıyor. Bu aklın zaferidir. Ekleyecek bir şey yok.