Emin Çölaşan, Yunus Nadi'nin izinde

By Lektel - Last updated: Salı, Aralık 29, 2009 - Save & Share - One Comment

Emin Çölaşan; Sözcü Gazetesi’ndeki köşesinde İlker Başbuğ’a hitaben ikinci bir açık mektup yayımladı. İlk mektubunda rejime ve onun bekçisi olan orduya ne kadar güvendiğini “eski hainlerin esamisi okunmuyor.” Diyerek gösteren Çölaşan bu mektubunda bir hayli telaşa kapılmışa benziyor.

Neden?

Çölaşan’ı bu mektubu yazacak kadar çılgına çeviren olay son günlerde ülkenin gündemini meşgul eden Özel Harp Dairesi’nin kozmik odalarına varıncaya dek aranması. Çölaşan’a göre devletin en gizli bilgilerinin yer aldığı bu dairenin didik didik edilmesi rejime yönelik tehditlerin en uç noktaya vardığının bir göstergesi.

Çölaşan; durumdan vazife çıkararak Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a durumun vehametiyle ilgili bilgiler verdikten sonra üstü kapalı olarak göreve çağırıyor. Hatta açık biçimde “Peki siz, sizler ne yapıyorsunuz?” diyerek tahrik bile ediyor.

Tıpkı, bundan 79 sene önce Yunus Nadi’nin yaptığı gibi!

Tarih: 9 Eylül 1930.

Fethi Okyar; Atatürk’ün emriyle dış işlerindeki görevini bırakıp liberal demokrasi fikrine dayalı Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuştu. Parti; kurulduğu günden itibaren çok büyük bir teveccüh görmüştü. Üye sayısı daha ilk haftada on bini geçmişti. Katıldığı yerel seçimlerde yüksek sayılabilecek bir oy aldı. Üstelik; bu seçimlerde CHF’nin ve mülki idarenin seçimlere müdahele ettiği biliniyordu. Okyar, seçimlerin ardından meclis kürsüsünde bu konuyla ilgili bir çok önerge verdi ancak sonuç alamadı.

Serbest Cumhuriyet Fırkası; tek parti yönetiminin baskıcılığından ve 29 buhranının kötü yönetilmesi yüzünden iyiden iyiye fakirleşen halkın desteğini arkasına almıştı. Partinin üyeleri arasında sonradan DP’yi kuracak olan Adnan Menderes de vardı.

4 Eylül 1930 tarihinde Fethi Okyar ve partinin ileri gelenleri miting düzenlemek için İzmir’e geldiklerinde coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandılar. Tüm engellemelere ve kışkırtmalara rağmen 7 Eylül’de SCF, İzmir’de tam 50 bin kişinin toplandığı bir miting düzenlemeye başardı. Miting ve sonrası bir hayli olaylı geçti; önce bir yerel gazetede SCF aleyhine çok ağır eleştirilerle dolu bir yazı çıktı. Bunun üzerine göstericiler CHF binası ve Anadolu gazetesinin matbaası önünde eylemler yaptılar. Halkın üzerine açılan ateş sonucu ise 12 yaşında bir çocuk öldü.

SCF’nin bu mitingleri yurt çapında ciddi bir yankı uyandırmıştı. Bu noktada devreye Yunus Nadi girdi.

Nasıl mı?

Tıpkı, 79 yıl sonra Emin Çölaşan’ın yapacağı gibi!

9 Eylül 1930 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, başyazarı Yunus Nadi’nin reis-i Cumhur Mustafa Kemal’e hitaben yazdığı açık mektubu yayımlamıştı. Mektup, tıpkı Emin Çölaşan’ın İlker Başbuğ’a yazdığı mektup gibi “durumun vehametinden” bahsettikten sonra aynı Çölaşan’ın İlker Başbuğ’a sorduğu gibi şu soruyu soruyordu: “Reisicumhurun tavrı nedir?”

Yunus Nadi’ye göre rejim karşıtı faaliyetlerin doruğa ulaştığının en iyi kanıtı SCF’nin mitinglerinde CHF’nin binalarına saldırılmasıydı. Aynı zamanda SCF’nin üyeleri arasında eski düzeni savunanlar da mutlaka vardı. Ancak asıl mesele bundan farklıydı. Ahmet Ağaoğlu’nun Son Posta isimli gazetede de o tarihlerde de yazdığı üzere halkın üzerinde “kibar, elit, okumuş, saygılı insanların” CHF’yi; böyle olmayan baldırıçıplakların ise SCF’yi desteklediği yönünde bir intibah oluşturulmaya çalışılıyordu. Tıpkı bugünün göbeğini kaşıyan adam ve Beyaz Türk çatışmasına benzer bir görüntü o tarihlerde de çiziliyordu.

Yunus Nadi’nin mektubu cevapsız kalmadı. Bir gün sonra, 10 Eylül 1930 tarihinde Mustafa Kemal yine Cumhuriyet Gazetesi’nde mektubunda başlangıçta tarafsız olacağı vaadini vermiş olmasına rağmen Cumhuriyet Halk Fırkası’nın umumi reisi olduğunu söyledi. Mektubun devamındaki ifadeleri Fethi Okyar’a açıkça partiyi kapatmasını emrediyordu.

Nitekim öyle de oldu. Fethi Okyar; SCF’nin M. Kemal’in karşısına çıkmayacağını söyleyerek partisini fesh etti.

Yıllar sonra; Yunus Nadi’nin o açık mektubu Atatürk’ün emriyle yazdığı ortaya çıkacaktı! Yunus Nadi’nin Atatürk’e mektubuyla Emin Çölaşan’ın İlker Başbuğ’a mektubu arasındaki bu tarihsel ve fikirsel benzerlikler; mektubun yazılma nedenini de sorgulamayı akla getiriyor.

Acaba Çölaşan’a bu mektubu yazmayı kim emretti?

Posted in Popüler Tarih • Tags: , , , , Top Of Page

One Response to “Emin Çölaşan, Yunus Nadi'nin izinde”

Comment from Ali D.
Time 30 Aralık 2009 at 02:40

Süleyman Demirel olabilir.

Write a comment