Archive for 'Düşünce' Category
Onlar padişahlığa değil, Abdülhamid’e karşı
Orhan Pamuk’un çıkış romanı olan “Cevdet Bey ve Oğulları” kitabının ilk yüz sayfası kitabın ana karakteri olan Cevdet Bey’in kardeşi ile geçirdiği bir gününü anlatır. Cevdet Bey’in abisi Nusret; Prens Sabahattin hayranı ve Batı yanlısı bir ateisttir. Ağır hastadır ve ölmek üzeredir. Ölmeden önce kardeşine oğlunu emanet eder. O bir gün içerisinde kardeşi Cevdet’le birlikte [...]
"Eurabia korkusu: Müslümanlar Avrupa'yı istila mı ediyor?"
Avrupa 1930’lu yılların faşizmine geri mi dönüyor? Tüm kıtada açık biçimde göçmen düşmanlığı yapan aşırı sağcı partilerin kimi yerlerde iktidara geçerken kimi yerlerde yüksek bir oy patlaması yaşaması ve her yeni gün Avrupa’da yeni yeni ırkçı gösteri ve eylemler düzenlenmesi bu korkuyu haklı çıkarıyor. Son olarak Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın yaptığı ve 23 bin [...]
Cevaben yazı
Kronik Muhalif Genel Yayın Yönetmeni Emre Dursun’un geçen haftaki “Hile-i Devlet’e Karşı, Sine-i Millet” başlıklı yazısına Can Irmak’ın verdiği cevaba yazdığım bir yorumla polemiğe dahil olmuş oldum. Emre ve Irmak’ın üzerinde anlaşamadığı husus AKP ve Kürt Açılımı’nın samimiyetiymiş gibi duruyor. Lafı uzatmadan özet haliyle kendi düşüncelerimi sunmaya çalışacağım; Bana göre bu polemikte iki sorun var: [...]
Şeyhülislam Ebussuud Efendi de istifa etsin mi?
Yıllardır üzerinde susulan, susturulan ve hiç olmamış gibi davranılan bütün konular hakkında bugünlerde hiç kimse susmuyor. Türkiye; kelimenin tam anlamıyla bir tarih okuması patlaması yaşıyor. Yıllar boyu adının orjinalini söylemek bile zindanı boylamak için yeterli neden olan Dersim hakkında; bugün 37-38’de yapılan katliamın en ince ayrıntıları ve dönem eleştirisi yapılan yazılar, yorumlar her gazeteyi, televizyonu [...]
"Burjuva medyası"
Sosyalist “jargon”, yani argo dili; kendi ideolojik çerçevesi dışında kalan her türlü oluşum, talep ve harekete küçümseyerek yaklaşır. Demokrasiyi “burjuva” demokrasisi, hukuk devletini “burjuva hukuğu” ve medya oluşumlarını da aynı biçimde “burjuva medyası” olarak yorumlar. Bu yorumlarında elbette ki haksız; daha doğrusu yüzeyseldir. Çünkü tüm bu oluşumu yüzeysel olarak yorumlayınca aradaki önemli renkleri kaçırır, görmezden [...]
Harun Yahya'nın gizli yaşamı
Aşağıdaki yazı; İngiltere merkezli New Humanist isimli derginin Eylül-Ekim 2009 sayısında Halil Arda tarafından yazılan “Sex, Flies and Videotape: the secret lives of Harun Yahya”başlıklı yazının dergi tarafından yaptırılan çevirisidir. Amerika’da yükselen ideolojik bir dalgadir Hıristiyan yaratılışcılığı. Bu hareketin mensupları, bilimsel gerçeklere ve “militan” olarak adlandırdıkları tanrıtanımazlığa karşı saldırmaktadır. Ancak bilim inkarcıları, Hıristiyan dünyası ile [...]
İnançlara saygı (?) (Sevan Nişanyan)
Sevan Nişanyan – 27.10.2009 / Taraf “İnançlara saygıyı” ben savunmadım. Savunmam da. “İnsana saygıyı” savunurum, bakın o başka. Bunun doğal ve mantıkî uzantısı olarak, özgürlüğü savunurum. İnsanı öküz değil insan yerine koyuyorsan, istediği gibi olma ve istediğine inanma özgürlüğünü de savunacaksın. Hata yapma özgürlüğü de buna dahildir. Saçmalama özgürlüğü de dahildir. Benim yanlış diye bildiğim [...]
Aziz Nesin ve Kemal Tahir
Bir hafta evvel; Kemal Tahir’le ilgili internet üzerinden geniş bir kaynak hazırlamak düşüncesiyle Faruk Kartal ve bir kaç arkadaşı “Kemal Tahir” isminde bir blog kurdu. Türkiye’de halihazırda bir Kemal Tahir Vakfı var ama; genellikle maddi kaynaklı sıkıntılar nedeniyle Kemal Tahir’i anlatmak ve anlamak görevini tam anlamıyla yerine getiremiyor. Bu blog da; şimdilik küçük küçük attığı [...]
Richard Dawkins'le yeni kitabı üzerine..
Newsweek Türkiye’nin 52. sayısında Richard Dawkins ile bir röportaj var. Derginin internet sitesinde de röportajı yayımlamış. – Newsweek: Sizi bu kitabı yazmaya sevk eden ne oldu? Dawkins: Kitapta evrime ilişkin kanıtlar var. Evrim, bütün bilimin en büyüleyici fikirlerden biri. Sizin, benim var oluşumuzu ve gördüğümüz hemen her şeyin varlığını açıklıyor evrim. Beni bu kitabı yazmaya [...]
Kropotkin, mahkemede anarşizmi nasıl anlattı?
Ömrünün büyük bölümü sürgünde; sürgünden döndükten sonrası ise Sovyet despotizmi altında geçen Peter Kropotkin’in aşağıdaki savunması, 1882 yılında bir suikast nedeniyle tutuklandığı mahkemede yaptığı konuşmadan alıntıdır. Kropotkin’in düşünceleri ve hayatı elbetteki çok uzun bir yazıyı hak ediyor. Ancak aşağıdaki konuşma bile; 8 Şubat 1921′de öldüğünde cenazesinde beş kilometrelik korteji oraya nasıl toplayabildiğinin ve bunun Sovyetlere [...]